Weltschmerz

Weltschmerz*, dünyanın sosyal ve fiziksel acımasızlığı karşısında bireyin hissettiği sıkıntı, yabancılaşma, depresyon ve acıya dair bir kavram. Dünyanın idealleştirilmesi ve bu ideal karşısında hissedilen duygusal dalgalanma, Romantik Dönem’de kişiliklenen bir olgu. Sergi, dönemin bu bakış açısıyla, günümüz sanatçısının gerçeklik algısı arasındaki bir tür benzerliği vurguluyor. 

Bugünün sanatının gerçeklik kavramını sürekli sarsıntıya uğratacak anlatım biçimleri ve üretim teknikleri seçmesi ile algılanan dünyanın reddedilmesi ya da değişime uğratılmak istenmesi arasında, gözle görünür bir ilişki bulunmakta. Gerek küresel gerekse yerel ölçekte yaşanan sosyal değişimler, bireyde sürekli bir kaygı haline, donuklaşmaya ve mekanikleşmeye sebebiyet verirken, aynı zamanda gerçekliğin reddedilmesine de yol açıyor. Sanatın bu reddedişte, kimi zaman şizofrenik denebilecek düzeyde çarpıklıklardan oluşan bir algıya başvurduğu, kimi zaman ise sert ve katı bir biçimde eleştirel bir mekanizma oluşturmayı amaçladığı görülmektedir. Tasarlanan dünyanın hep gelecekte oluşu ve şuan var olanın kişinin evreniyle uyuşmamasına sanatçıların verdiği refleks, bu dünyanın temsilinden ziyade onun başkalaştırılması, parçalara ayrılıp sunulması ya da yeniden üretilmesi şeklinde gerçekleşiyor. 

Dünyanın kendisine tahammül edemeyişimiz, bir tarafı öz yıkıma giden, diğer tarafı ise onu dönüştürmeye ve iyileştirmeye çıkan yollar yaratıyor. Bu noktada, ne türden bir üretim yöntemi seçerse seçsin, sanatçı olmanın kendisi, bize farklı yaşama modelleri ve bu anlamsızlık hissine karşı çeşitli duyumsama noktaları sunmayı başarabiliyor. Gündelik etkileşimin dışında, sanat üzerinden kurabildiğimiz bu özel iletişim, deneyimlediğimiz kaygı hallerinin benzerliklerini bize göstererek, onları kavramsallaştırmamıza ve tartışabilir kılmamıza olanak tanıyor.

*Alman yazar Jean Paul tarafından türetilen ve başka bir dile tam olarak çevirisi mümkün olmayan Weltschmerz, kelime karşılığı olarak “dünya kederi” anlamına geliyor. Romantik dönem şair ve yazarlarının melankolik ve pesimist yapıtlarıyla ilişkilendirilen terim, dünyanın gerçekliğinin yıkıcı doğası karşısında, aklın isteklerinin hep yetersiz kalmasından kaynaklanan varoluşsal acıyı ve anlamsızlık duygusunu ifade etmek için kullanılıyor.

Ship, 2015, Kerem Ozan Bayraktar, various dimensions, plastics

Ship, 2015, Kerem Ozan Bayraktar, various dimensions, plastics